İnsan Yaşamı Üzerinde Teknolojik Gelişmelerin Etkisi

Geçmişten günümüze toplumların var oluşlarını, ilerleyişini, bugünkü toplum yapısına nasıl ulaştığımızı incelediğimizde çok açık görmekteyiz ki teknolojik gelişmeler toplum yapısını şekillendirmekte çok büyük rol oynamakta dolayısıyla insan yaşamında etkili bir konuma sahip olmaktadır. Bırakalım geçmişi, sadece günümüz toplum yaşantısını gözlemlemeye kalktığımızda teknolojinin hayatımızda ne gibi bir yeri olduğunu fark etmek ve etkisinin olduğunu söylemek kaçınılmazdır. Ben teknolojinin insan hayatındaki olumsuz etkilerine değinmek istiyorum daha çok. Her zaman şunu söyleriz; bir toplumun ilerlemesi için, toplumsal gelişim için, çağa ayak uydurmak için teknolojinin gelişimi gereklidir. Ben hep şu soruyu soruyorum; Bu kadar gelişimi sağlayan, ilerlemeyi getiren teknoloji bu kadar güzel gibi görünürken nasıl olurda insan yaşamında olumsuz sonuçlar meydana getirebilir? Sanıyorum burada işin içine insanın kendisi girmekte.. Bizler ya ölçümüzü ayarlamayı bilmiyoruz ya da elimizdeki bir malzemeyi doğru kullanmayı bilmiyoruz kendimiz bilmediğimiz gibi çocuklarımızı da, etrafımızdaki bireyleri de doğru yönlendiremiyoruz.

Muhakkak ki her şeyin olumlu bir tarafı olduğu gibi olumsuz bir tarafı da mevcuttur ancak bakıyorum sanki bizler olumlulukları meydana çıkarmamız gerekirken sanki olumsuzluklar için savaşıyoruz.. Yada belki kendimizi kaptırıveriyoruz.. Peki kendimizi sorgulamamız gerekmiyor mu? Bir şeyleri sorgulamak gerekmiyor mu? Ben düşündüğüm zaman gözlemlediğim zaman aklıma öyle çok soru geliyor ki bunları paylaşmak istiyorum. Neden artık insanlar birbirlerine hiç mektup yazmıyorlar? Neden insanlar duygularını kağıda dökemiyorlar? Neden çocuklarımız internette bir şeyler öğrenmek araştırmak yerine oyun oynamayı veya chat denilen anlamsız aktiviteleri tercih ediyor? Neden cep telefonlarımızı yanımızdan bir dakika bile ayıramıyoruz? Neden konuşmamız gereken şeyleri insanlarla yüz yüze görüşebilmek varken sadece bir mesaj yazmakla yetinebiliyoruz? Öyle çok soru var ki.. Uzmanlarla konuşulduğunda teknolojik gelişmelerin en büyük amacının ‘insan hayatının kolaylaşması’ amaçlı olduğunu söylüyorlar. Peki, farkında mıyız acaba bu kolaylaştırma hareketi insanları nereye götürüyor? Neleri değiştirip neleri kaybettiriyor? Bana öyle geliyor ki insanlar yalnızlığa terk ediliyor.. İnsanlar hazıra alışarak emek sarf etmekten uzaklaşıyor.. İnsanlar iletişimden kaçıyor kabuğuna çekiliyor.. En kötüsü insanlar tembelleşiyor.. Artık düğmesine bastığınızda odayı kendisi süpüren elektrik süpürgeleri var; insanın hareket etmesine eğilip kalkmasına gerek kalmıyor.. Komşuluk ilişkileri neredeyse öldü.. Çünkü insanlar bir akşam komşusuna gidip muhabbet etmek yerine önemli dizisini izlemeyi tercih ediyor hatta bir evde her odada ayrı televizyon olup herkes kendi izlemek istediği programı izliyor.. Aile içinde iletişim bu kadar azalırken ortaya bencil, yalnız, sağlıksız bir toplum çıkıyor.. Araştırmaya hevesli öğrenciler yok denebilecek kadar az.. Artık yeni gelişen beyinler kolay yoldan, çaba sarf etmeden bir şeylere sahip olmak zihniyetinde.. Cep telefonları elden hiç düşmüyor.. Artık her evde bir bilgisayar var ama faydalı şeylerden çok oyun oynamalara ve sohbetlere yarıyor.. Çünkü artık insanlar özgüvenlerini yitiriyor.. Artık yüz yüze iletişim kurulamıyor.. Bahanelerin arkasına saklanılıyor, kaçışlar aranıyor. Tüm bu kaçışın bahanelerin altında sevgi arayışı yatıyor.. İnsanlar sevgisiz.. İlgiye muhtaç..  İnsanlar kendilerini bile sevemez durumdayken birbirlerini nasıl sevebilirler? Peki toplum böyle nereye gidecek? Diyoruz ya her şeyin başında eğitim geliyor ama esaslı bir eğitim.. Ailede başlayan okulla devam eden hayat boyu süregelen eğitim.. İnsanlarımız ölçüsünü ayarlayabilecek, kendisine hükmedebilecek, elindekini doğru kullanabilecek bilince ulaşmadan sanıyorum bu ülkede yapılan gelişme adına her güzel şey güzellikten çok zarar getirecek.. Nitekim öyle olmakta..

Çocukken annemle her anne kızın arasında yaşandığı gibi kuşak çatışmasından kaynaklı küçük problemler yaşanırdı.. Bazen birbirimizi üzebilirdik. Ama annemle bir yöntemimiz vardı.. Tartıştığımız zamanlar  birbirimize söylemek istediğimiz tüm duygularımızı hatta öfkemizi sorgularımızı mektup gibi kağıda dökerdik ve yatarken annemin başucuna bırakırdım.. Sabah kalktığımda mutlaka başucumda onunda bana yazdığı cevap mektup olurdu.. ve Akşam olduğunda işten geldiğinde ben özür dilerdim ve sarılırdık.. Bu örneği vermek içimden geldi.. Bu küçücük bir şey.. Benim asıl varmak istediğim nokta; her şeyin başında sevgi ve eğitim gelmektedir. Toplumu oluşturan meydana getiren ailelerdir. Bu yüzden en büyük önem aile kurumudur.  Her şey ailede başlar. Ve en önemlisi; İLETİŞİM.. Eşler birbirleriyle, çocuklar ebeveynleriyle sürekli iletişim halinde olmalı, doğru veya yanlış bulduğu tüm düşüncelerini dile getirebilmeli ve bunu dile getirirken ailede almış olduğu eğitime dayanarak saygısızlık yapmadan dile getirebilmeyi becerebilmeli ve her şeyden önemlisi bireyler yaşadıkları ortam içerisinde sevildiklerinin farkında olabilmeli..

Artık sanayileşmenin, ilerlemenin, kadınların çalışma hayatına atılması vb gelişmelerin etkisiyle evlilik yaşı gitgide ilerlemektedir. Ancak hala çok bilinçsiz evlilikler yapılabilmekte.. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir; toplumun en önemli yapı taşı ailedir. Ve aile kurmak zor olmakla beraber bir sanattır.. Önce insanlar kendi gelişimlerini tamamlamalı iyi eğitilmeli bilinçlenmeli ki daha sonra kurduğu aile içerisinde yeni bireyler yetiştirecek yön verebilecek donanıma sahip olmalıdır.. O yeni bireylerin şekillenmesinde kendilerine çok büyük rol düşen aileler çok çok eğitimli olmak, bilinçlenmek zorundadır.. Bu toplumun kurtuluşu sadece ve sadece eğitimden, bilinçlenmekten, bilinçli aile kurmaktan geçmektedir.

Artık biraz silkelenelim, uyanalım..Kurtulalım şu tembellikten, yalnızlıktan bunalımdan.. İnsanlarla yüz yüze iletişim kurmaktan kaçmayalım.. Cep telefonlarımıza haberleşme aracı dışında gerekmedikçe başvurmayalım, duygularımızı kağıtlara dökebilelim, çok çok okuyalım, sorgulayalım, öğrenelim, araştıralım, çaba sarf etmenin tadına varalım, hazır elde edilen hiçbir şeyin değeri olmayacağının bilincine varalım.. Teknolojiyi doğru yerde doğru amaçla doğru bir şekilde kullanabilmeyi öğrenerek,zararını değil faydasını topluma yansıtalım.. Ve sağlıksız toplum imajını artık üstümüzden atalım..

Çok çeşitli ütopik görüşler ortaya atılmakta.. Ama doğru ama yanlış.. Amerika’nın Türkiye üzerinde yürüttüğü siyaset, hedeflerine ulaşabilmek için Türkiye halkının toplum yapısını bozmak yoluna gittiği, bir çok yeni faaliyetin altında bu amacın yattığı hemen hemen her yerde herkesin dilindedir.. Ancak şunu unutmayalım ki her şey biz insanların elinde.. Üzerimize düşen tek şey; kendimizi geliştirmek, eğitmek ve gerekli donanıma sahip konuma geldiğimizde faydalı bireyler yetiştirip eğitmek.. Binanın temeli ne kadar sağlam olursa en büyük sarsıntıya bile dayanma gücü o kadar fazla olur.. Bizler Türk Milleti olarak, Türk olmanın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın verdiği onurla lütfen çok çok okuyalım, her konuda duyarlı olalım.. Unutmayalım ki öğrenme her yaştadır..


Bir Cevap Yazın